Güvenlik & Kimlik

Work IQ Genel Kullanımda: Agent Odaklı Zekâ Katmanı

Geçen hafta İstanbul’da bir bankacılık müşterimle toplantıdaydım. Adam masaya bir liste koydu — üzerinde 14 tane “agent” yazıyordu. Hepsi ayrı ekipten çıkmış, framework’leri de farklı, veri kaynakları da başka başka. Sonra bana dönüp, “Aşkın, bunların hepsi SharePoint’e, Teams’e, Outlook’a erişiyor; her biri için ayrı izin modeli, ayrı bağlam yönetimi… Bu iş nereye gider?” dedi.

İşte tam o gün Microsoft’un Work IQ duyurusunu okudum. Açık konuşayım, ilk refleksim “nihayet” öldü (şaşırtıcı ama gerçek). Çünkü kurumsal tarafta agent sayısı artınca herkesin kendi retrieval pipeline‘ını yazması, kendi izin kontrolünü kodlaması, kendi bağlam mantığını sıfırdan kurması baya yorucu bir şeye dönüşüyordu.

Bu yazıda Work IQ’nün ne olduğunu, 16 Haziran’daki GA tarihiyle neyin değişeceğini ve Türkiye’deki kurumsal yapılar için bunun ne anlama geldiğini anlatacağım. Lafı gevelemeden gireyim.

Work IQ Aslında Ne? — Sade Bir Tanım

Microsoft’un resmî tanımı “workplace intelligence layer”. Süslü laf işte. Ben şöyle okuyorum: Microsoft 365 ortamının — SharePoint, Teams, Outlook, OneDrive, hatta dış sistemler — üstüne oturan ve agent’ların doğrudan tüketebileceği izin farkındalıklı bir semantik zekâ katmanı.

Yanı siz bir agent yazıyorsunuz. Bu agent kullanıcının e-postalarını da görsün istiyor, takvimi de okusun istiyor, dokümanları da anlamak istiyor. Normalde ne yaparsınız? Graph API’ye gidersiniz, token alırsınız, sayfa sayfa veri çekersiniz (sonra embedding üretirsiniz), vektör veritabanına atarsınız… Bitmiyor yanı. Work IQ bu yükü sizden alıyor.

Kısa bir not düşeyim buraya.

Dört temel bileşeni var: Chat, Context, Tools, Workspaces. Bunları tek tek konuşacağız ama önce şunu söylemem lazım — bu mimarı aslında Copilot’un altında çalışan yapının dışarı açılmış hâli gıbı duruyor. Yanı Microsoft kendi Copilot’unu nasıl besliyorsa, sizin agent’ınıza da benzer kaliteyi sunma derdinde.

“Production-ready intelligence, built for agents rather than individuals.” — Bu cümle bence Microsoft’un agent-first dünyaya geçiş manifestosu gıbı duruyor. İnsan için değil de agent için optimize edilmiş bir zekâ katmanı.

16 Haziran’da Ne Değişiyor? GA Detayları

Şu an public preview’da. Ama 16 Haziran’da üç şey resmî olarak GA oluyor:

  • A2A (Agent-to-Agent) protokolü: Agent’ların birbirleriyle konuşması için standart.
  • Yeniden tasarlanmış Remote MCP Server: Model Context Protocol’ün Work IQ tarafındaki karşılığı gıbı düşünebilirsiniz.
  • REST API: Web uygulamalarının doğrudan çağırabileceği klasik arayüz.

Bana göre burada en kritik nokta şu: Kullanım Microsoft 365 Copilot lisansından bağımsız. Consumption-based gidiyorsunuz; yanı kullandığın kadar ödüyorsun. Bu önemli çünkü Türkiye’deki birçok müşteri “Copilot per-seat lisansı pahalı kalıyor” deyip frene basıyordu. Şimdi bir agent yazıp tüm kuruma açabiliyorsun; kullanıcı başına lisans almak zorunda değilsin. Peki bunu neden söylüyorum? Maliyet hesabı komple değişiyor.

Çok konuştum, örnekle göstereyim. Daha fazla bilgi için Agents League Hackathon 2026: Enterprise Agents Sahnede yazımıza bakabilirsiniz.

İşin garibi, Tabi bunun yönetim tarafı da var (evet, doğru duydunuz). Microsoft 365 admin center’a yeni governance ve cost management kontrolleri geliyor. Yanı IT ekibi bütçeyi de kotayı da politikayı da tek yerden izleyebilecek. Bu — sahadan söylüyorum — kurumsal müşterilerin en çok sorduğu soruya direkt cevap: “Bu agent’lar faturayı zıplatmasın diye nasıl dizginleyeceğiz?” Bu konuyla ilgili PostgreSQL’in Geleceği: Microsoft’tan Commit’ten Bulut’a yazımıza da göz atmanızı tavsiye ederim.

Dört Bileşen Var Deyip Geçmeyelim

Peki Chat tarafı ne yapıyor?

Chat bileşeni A2A ve REST’i destekliyor. A2A agent-to-agent collaboration için var; REST işe web uygulamaları için daha pratik duruyor. Mantık şu: Bir agent başka bir agente iş devrediyor (arada orkestratör boğuşması olmadan), süreklilik korunuyor ve Copilot seviyesinde işlenmiş cevaplar geri dönebiliyor.

Geçen yıl telekom tarafında benzer bir mimariyi elle kurmaya çalışmıştık zaten. Bir “müşteri analiz” agent’ı vardı, bir de “fatura yorumlama” agent’ı; bunların konuşması için araya orchestrator koymuştuk (hani ölür ya). Üç ay sürdü o işin geliştirmesi. A2A standardı olsaydı sanırım üç haftada biterdi. Abartmıyorum yanı.

E Context kısmı?

Burası benim daha çok ilgimi çekti açıkçası. Work IQ organizasyonel veri üzerinden bağlamı kendisi topluyor ve bunu “agent-ready” girdi hâline getiriyor; retrieval pipeline’, chunking’, re-ranking’, izin filtreleme… Bunların çoğu sizden çıkıyor artık.

Açık söyleyeyim ama burada biraz temkinliyim de. Çünkü her şirketin context ihtiyacı aynı değil ki; hukuk firmasının doküman önceliği başka oluyor mesela, mühendislik firmasının bambaşka oluyor.

Microsoft “biz hallederiz” diyor. Özelleştirme sınırları ne olacak henüz net değil.

Preview’da test ettiğim kadarıyla genel senaryolarda gayet iyi çalışıyor; niş durumlarda ne ölür bilmiyorum açıkçası.

Peki neden önemli? Çünkü asıl zahmet genelde orada çıkıyor.

Tools tarafında olay biraz daha derli toplu mu?

Evet gıbı duruyor.

Burada Microsoft agent’lar için “generic tools and skills” diye bir set sunuyor.

Yanı her şirketin kendi tool kataloğunu sıfırdan yazmasına gerek kalmadan,
M365 üzerinde reasoning,
retrieval
ve action işleri yapılabiliyor;
üstüne bir de centralized governance geliyor.

Bu yaklaşımı Foundry Toolboxes: Agent’ları Üretime Taşımanın Yeni Yolu yazımda anlattığım Foundry tarafıyla kıyaslarsanız mantık benzer zaten.

Microsoft her yerde aynı çizgiyi ittiriyor:
agent’a hazır tool set ver,
ama yönetişimi elden bırakma.
Bak şimdi mesele tam oraya dayanıyor.
Tool varsa risk de var.
İkisi birlikte geliyor yanı.

Ve işler burada ilginçleşiyor. Daha fazla bilgi için OpenEnv ve Foundry ile Kurumsal RL: Öğrenen Sistemler yazımıza bakabilirsiniz.

Workspaces neden bu kadar konuşuluyor?

Nedeni basit aslında:
uzun süren işler hafıza ister.

SharePoint Embedded tabanlı “working storage” geliyor;
yanı agent’lar tenant sınırınız içinde kalıcı bir alan elde ediyor,
ara veriyi,
çıktıları
ve devir teslimleri burada tutabiliyor.

İşte, bu önemli çünkü uzun workflow’larda state management gerçekten baş ağrıtıyor.
Bir analiz agent’ı bir saat çalışıyorsa ara sonuçları nereye koyacak?
Redis mi?
Kendi blob storage’ın mı?
Şimdi SharePoint Embedded devreye giriyor ve veri tenant’tan çıkmıyor.
Foundry Agent Memory: Procedural Bellek ile Üretime Hazır
konusuyla beraber düşünmek lazım bunu.
Neyse uzatmayayım,
hafızasız ajan pek yürümüyor.
Tam da öyle.

Türkiye’deki Kurumsal Yapılar İçin Ne Anlama Geliyor?

Konu buraya gelince iş biraz gerçek oluyor.

Logosoft’ta son 18 ayda en az 20 müşteriyle agent stratejisi konuştuk.
Ortak sorunlar kabaca şunlardı: Bu konuyla ilgili Microsoft Agent Framework: Katmanlı SDK Tasarımı Üstüne yazımıza da göz atmanızı tavsiye ederim. Cosmos DB Güvenliği: Yeni Projede İlk Gün Kararları yazımızda bu konuya da değinmiştik.

  1. Lisans karmaşası: Copilot per-seat modeli özellikle 500+ kullanıcılı kurumlarda ağır gelmeye başlamıştı; Work IQ’nün consumption-based olması bu düğümü gevşetebilir.
  2. Maliyet kontrolü: Admin center içindeki yeni cost management kontrolleri olmasa CFO tarafına bunu anlatmak gerçekten zorlaşırdı;
  3. Daha az sürpriz isteyen BT ekipleri:, hani şu “yarın faturada patlama olmasın” kaygısı var ya — işte onun cevabı biraz burada yatıyor;
  4. Saha beklentisi:, insanlar önce küçük POC isterken aslında arkada ölçeklenebilirlik sorusunu test etmek istiyor; — ciddi fark yaratıyor
  5. Aynen böyle devam etmesi gereken veri düzeni:, KVKK ve sektörel regülasyonlar yüzünden “veri Türkiye’de kalsın” diyen yapıların sayısı hiç az değil; (bu kritik)
  6. Tenant sınırı rahatlığı:, SharePoint Embedded tenant içinde kaldığı için M365 verisi açısından nefes aldıran bir nokta oluşuyor;
  7. Kabul edilebilir başlangıç maliyeti:, çünkü herkes ilk denemede büyük yatırım yapmak istemiyor;
  8. Kısacası planlama kolaylığı:, hangı takım ne kadar tüketecek sorusu netleşmeden kimse rahat etmiyor;
  9. Daha kontrollü yayılım ihtiyacı:, önce küçük başlayıp sonra büyütme alışkanlığı burada çok baskın görünüyor;
  10. Kurum içi sahiplenme meselesi:, IT ile iş ekipleri aynı dili konuşamayınca proje sürünüyor;
  11. Tam ortadaki boşluk:, işte Work IQ o boşluğu doldurmaya aday duruyor;
  12. Dış sistemlerle temas ihtiyacı:, sadece M365 yetmeyince harici kaynaklara açılmak gerekiyor;
  13. Bütçe disiplini beklentisi:, AI işi güzel ama harcama çizgisi kontrolden çıkarsa kimse mutlu ölmüyor;
  14. Zaman kazanma arzusu:, herkes entegrasyonu hızlandırmak istiyor ama sıfırdan platform kurmaya üşeniliyor;

💡 Bilgi:” İlk denemelerimde sürekli “401 Unauthorized” alıyordum.

Sebep çok basitmiş:
tenant’ta Work IQ özelliği admin center’dan açılmamıştı.

Önce admin onayı alın,
sonra geliştirmeye başlayın;
aksi hâlde benim gıbı iki saat boşa gider.
İnsan bazen en temel şeyi kaçırıyor,
ölür böyle şeyler.

Sıkça Sorulan Sorular

Work IQ için Microsoft 365 Copilot lisansı almak zorunda mıyım?

Hayır, zorunda değilsin. Aslında bu, Work IQ’yu diğerlerinden ayıran en önemli şeylerden biri. Consumption-based bir model bu — yanı kullandığın kadar ödüyorsun. Mesela kurum içinde 50 kişilik bir agent yazıp 5000 kişiye sunabilirsin, bunun için her kişiye ayrı Copilot lisansı almanı gerekmiyor.

Veriler Türkiye’de mi tutulacak? KVKK’ya uyumlu mu?

İlginç olan şu ki, Work IQ’nün M365 verisi üzerinde yaptığı işlemler tenant sınırın içinde kalıyor. SharePoint Embedded workspace de tenant içinde. Ama modelin işlem yaptığı bölge, senin M365 data residency ayarına bağlı. Mantıklı değil mi? Türkiye için EU ya da UK data residency seçeneklerinden birini seçmiş olman büyük ihtimalle yeterli — yine de yasal süreçte mutlaka KVKK danışmanınla teyit et, bence bu adımı atlama.

A2A protokolü standart bir şey mi, yoksa sadece Microsoft’a mı özel?

A2A (Agent-to-Agent) açık bir protokol olarak konumlandırılıyor. Microsoft dışındaki framework’lerle de uyumlu çalışacak şekilde tasarlanıyor. MCP (Model Context Protocol) gıbı düşünebilirsin — hani başta Anthropıc çıkardı ama şimdi çok daha geniş bir ekosistem benimsedi. A2A’da da benzer bir yön bekleniyor açıkçası.

Mevcut agent’larımı Work IQ’ya nasıl taşırım?

Eğer agent’ların zaten MCP üzerinden çalışıyorsa, Work IQ’nün yeniden tasarlanmış remote MCP server’ını işaret etmen büyük oranda yeterli oluyor. REST API kullananlar için endpoint bir düşüneyim… değişikliği ve auth flow güncellemesi gerekecek (ciddiyim). A2A’ya geçmek isteyenler içinse daha detaylı bir refactor şart — ama tecrübeme göre bu refactor uzun vadede orchestration kodunu sıfırlıyor, yanı aslında kazançlı bir iş.

Maliyet patlamasını nasıl önlerim?

Daha açık söyleyeyim, Microsoft 365 admin center’a gelen yeni cost management kontrollerini kullan: per-department quota, per-agent rate limit ve uyarı eşikleri ayarla. Production’a çıkmadan önce mutlaka bir haftalık gözetimli pilot yap. Yanı önce ortalama tüketimi ölç, ondan sonra ölçeklendir — bu sırayı atlama.

Kaynaklar ve İleri Okuma

Araya gireyim: Microsoft 365 Developer Blog — Work IQ Resmî Duyurusu

Work IQ GitHub Reposu — Quickstart ve Örnekler

Microsoft 365 Admin Center Dokümantasyonu

Eh, Son söz: Work IQ, agent-first dünyaya geçişin Microsoft tarafındaki en somut adımı. Mükemmel değil — eksikleri var, fiyatlandırması netleşmedi, observability tarafı gelişmeli. Ama yön doğru. Bence Türkiye’deki kurumsal müşterilerin 2026 yol haritasında bu konunun ayrı bir başlık olarak yer alması lazım. 16 Haziran’a kadar preview ile oynayıp kafandaki use case’leri test etmeni öneririm. Geri bildirim verirsen Microsoft da dinliyor — bu önemli bir pencere, açıkçası kaçırmamak lazım.

Aşkın KILIÇ

20+ yıl deneyimli Azure Solutions Architect. Microsoft sertifikalı bulut mimari ve DevOps danışmanı. Azure, yapay zekâ ve bulut teknolojileri üzerine Türkçe teknik içerikler üretiyor.

AZ-305AZ-104AZ-500AZ-400DP-203AI-102
← Onceki Yazi
OpenEnv ve Foundry ile Kurumsal RL: Öğrenen Sistemler

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçindekiler
← OpenEnv ve Foundry ile Kurumsa...