Bence, Geçen hafta Kadıköy’de kahvemi alıp editör masasının başına geçtiğimde, önüme düşen bu proje tam da “işte internetin hali” dedirtti (inanın bana). Bir geliştirici çıkıyor, ADHD kullanıcıları için dikkat dağıtan unsurları temizleyen bir eklenti yazıyor; öbür tarafta ise “bu siteye güvenilir mi?” sorusunu sayılarla cevaplamaya çalışan bir araç geliyor. Açık konuşayım, ikisi de ilk bakışta küçük ürün gibi duruyor ama aslında bayağı sert bir probleme dokunuyor.
Vallahi, Aslında — dur bir saniye, önce şunu söyleyeyim: Chrome eklentileri çoğu kişinin gözünde minicik yardımcı araçlar. Fakat doğru noktaya basınca, hele ki günlük alışkanlığı etkiliyorsa, iş değişiyor. Ben 2023’te kendi iş akışım için benzer bir tarayıcı eklentisi denemiştim; sadece sekme karmaşasını azaltmak içindi. Üç gün sonra “bu şey niye beni daha az yordu?” diye kendime sordum. Demek ki mesele sadece özellik değil, davranışı dürtmek.
Ve işler burada ilginçleşiyor.
Dikkat Dağınıklığına Karşı Bir Kalkan
Açıkçası, İlk eklenti olan ADHD Web Simplifier’ın fikri basit: web’i biraz daha yaşanabilir hale getirmek. Otomatik oynayan videoları susturuyor, yanıp sönen banner’ları kesiyor, karmaşayı buduyor. Hani şu haber sitesine girip beş saniye içinde üç reklam katmanı ve bir video patlamasıyla irkildiğiniz an var ya… İşte ona tokat gibi bir çözüm.
Bi saniye — Bu tarz araçlarda en sevdiğim şey şu oluyor: kurulumdan sonra sizi ayar ekranına boğmaması. Her site için tek tek profil oluşturma derdi yoksa kullanıcı rahat ediyor. Bence burada iyi taraf tam da bu; erişilebilirlik odaklı düşünülmüş. Ama eksik tarafı da var: herkesin dikkat dağıtıcı algısı aynı değil. Bir kişi için sinir bozucu olan animasyon başka biri için kabul edilebilir olabilir. Yani evet, genel çözüm fena değil; kişisel ince ayar isteyenler biraz daha pişmesini bekleyecek.
Peki neden?
Garip gelecek ama, Bir de Pomodoro zamanlayıcısı koymuş olması hoşuma gitti. Çünkü dikkat yönetimi sadece “daha az görsel gürültü” değil, aynı zamanda zamanı bölmekle ilgili. Geçen ay Beşiktaş’ta bir arkadaşım tam böyle bir sistem kurdu; tarayıcıda sade mod + 25 dakikalık çalışma döngüsü ile iki haftada toplantı aralarında kaybolmayı ciddi biçimde azalttığını anlattı. İnanmadım mı? İlk anda biraz şüpheyle baktım ama sonuçlar bayağı elle tutulurdu (buna dikkat edin)
Bionic Reading meselesi gerçekten işe yarıyor mu?
Eklentinin bionic reading modu da ayrı bir hikaye. Kelimelerin ilk yarısını kalınlaştırarak hızlı tarama yapmayı kolaylaştırmaya çalışıyor. Kağıt üstünde kulağa garip geliyor, pratikte ise bazı kullanıcılar için bayağı iş görüyor; özellikle uzun makalelerde gözün satırda tutunmasını kolaylaştırabiliyor.
Çok konuştum, örnekle göstereyim.
Gel gelelim bu tür çözümler herkeste aynı etkiyi yaratmıyor. Ben birkaç içerikte test ettiğimde bazen hız kazandırdığını hissettim, bazen de metni biraz parçalı gösterdiği için yorucu buldum. Yani ürünün vaadi iyi ama tek reçete gibi anlatmak doğru olmaz.
Güven Skoru Veren Taraf: TrustLayer
Şimdi gelelim ikinci eklentiye… TrustLayer’ın yaklaşımı bambaşka ama sorun alanı çok tanıdık: internette gördüğümüz her siteye ne kadar güveneceğiz? Domain yaşı, HTTPS kullanımı, bilinen dolandırıcılık verileri ve içerik sinyalleri üzerinden 0’dan 100’e kadar skor veriyor. Kulağa basit geliyor ama günlük hayatta büyük soru bu zaten.
Ben 2024 sonbaharında müşteri tarafında çalışan küçük bir ekiple böyle bir kontrol ihtiyacını yakından görmüştüm; ekip sürekli yeni servisleri deniyor ama hangisine güvenileceğini hızlıca anlamakta zorlanıyordu. Tam o sırada masaüstü düzeyinde görünen ufak sinyal panellerinin ne kadar değerli olduğunu fark ettim (özellikle satış ekipleri için) (şaşırtıcı ama gerçek). TrustLayer’ın mantığı da burada oturuyor.
Bir sitenin güvenilirliğini tek sayıya indirgemek tabii ki tartışmalı olabilir — açık konuşayım, biraz kaba kuvvet işi bu — ama karar anında insanlara hız kazandırdığı da gerçek. Mesela kurumsal ortamlarda kullanıcıya “neden düşük skor aldı?” açıklaması verilmesi önemli oluyor; yoksa sayı tek başına dekor olur gider.
Skorun arkasındaki mantık neden önemli?
Eğer sadece yeşil-kırmızı rozet gösterirseniz kullanıcı çabuk alışır ve sorgulamayı bırakır. Ama neden düşük puan aldığını söylerseniz durum değişir: HTTPS yok mu? Domain yeni mi? İçerikte riskli kalıplar mı var? İşte orada eğitim başlıyor.
Bence, Neyse uzatmayalım… Güzel taraf şu ki bu tip araçlar sadece son kullanıcıya değil destek ekiplerine de fayda sağlar (ki bu çoğu kişinin gözünden kaçıyor). Bir startup’ta hızlı karar almak isteyen ekipler için yeterince pratik olabilirken, enterprise seviyede ek loglama ve merkezi politika desteği olmadan biraz ham kalabilir. Daha fazla bilgi için Apple Çin’de Neden Tökezliyor? Watch Satışlarındaki Sert Düşüş yazımıza bakabilirsiniz.
| Eklenti | Ana amaç | Kime uygun? | Zayıf yani |
|---|---|---|---|
| ADHD Web Simplifier | Dikkat dağıtan öğeleri azaltmak | Sade web deneyimi isteyenler | Kişisel ince ayar az olabilir |
| TrustLayer | Sitede güven skoru göstermek | Sahtekarlık riskini hızlı görmek isteyenler | Tek skora aşırı bel bağlanabilir |
Kullanılan Teknoloji Yığını Ne Söylüyor?
React 18, TypeScript, Chrome MV3, Vite 5, Tailwind CSS ve Canvas API… Listeyi okuyunca klasik modern frontend kokusu alıyorsunuz zaten! Burada asıl önemli nokta Manifest V3 kullanılması çünkü Chrome ekosisteminde artık oyun alanı orası oldu diyebiliriz.
Bilmem anlatabiliyor muyum, Migrasyon yaşayan herkes bilir: MV3 kağıt üstünde düzenli durur ama eski background page alışkanlıklarını bırakmak bazen can sıkıyor. Service worker mantığı yüzünden iş akışı değişiyor; sürekli açık duran hafif arka plan yerine olay bazlı çalışan yapı var artık (bir nevi nöbetçi gibi düşünün). Küçük projede idare eder ama karmaşık otomasyonlarda ilk günlerde insanın başını ağrıtabilir.
Bana göre teknik seçimlerin artıları ve eksileri
- React: Popup ve ayarlar ekranı gibi UI parçalarında rahatlık sağlıyor.
- TypeScript: Message passing sırasında tip hatalarını erken yakalamak büyük rahatlık veriyor.
- Tailwind CSS: Hızlı prototipleme sağlıyor ama tasarım dili çok özelleştirilmezse benzer görünüm riski var. (bence en önemlisi)
- MVC/MV3: Chrome uyumluluğu açısından şart gibi; fakat mimari disiplin istiyor. (bu kritik)
- Canvas API: En çok da skor görselleştirmesinde hafif ve kontrollü çözüm sunuyor.
// manifest.json
{
"manifest_version": 3,
"name": "TrustLayer",
"permissions": ["activeTab", "storage"],
"content_scripts": [{
"matches": ["<all_urls>"],
"js": ["content.js"],
"run_at": "document_idle"
}]
}
// manifest.json
{
"manifest_version": 3,
"name": "TrustLayer",
"permissions": ["activeTab", "storage"],
"content_scripts": [{
"matches": ["<all_urls>"],
"js": ["content.js"],
"run_at": "document_idle"
}]
}Bence, Kod parçasına bakınca kritik desen netleşiyor: content script DOM’u eliyle kurcalıyor, popup ise mesaj gönderiyor. Bu ayrım güzel çünkü sorumluluklar bölünüyor; popup sadece tetiklerken asıl işi sayfa içinde çalışan script yapıyor).
Cüzdan Tarafı da İlginç: $1.99 Ömür Boyu Modeli
Evet efendim… iki eklenti de $1.99 tek seferlik fiyatla satılıyor durumda omurgasını buna kurmuşlar gibi görünüyorlar. Abonelik yok, hesap açma yok. Açıkçası küçük bağımsız yazılımlar için bu model bana hala cazip geliyor çünkü giriş bariyerini düşürüyor. İnsan “deneyeyim bakalım” diyebiliyor ; üç ay sonra iptal hatırlatma mailiyle uğraşmıyor. Bu konuyla ilgili OpenAI ile Musk Davası: Son Dakika Hamlesi Ne Anlatıyor? yazımıza da göz atmanızı tavsiye ederim.
Ama gel gelelim, bu modelin tavanı da belli (en azından benim deneyimim böyle). Tek seferlik düşük fiyat kısa vadede erişimi artırır ; uzun vadede bakım maliyetini nasıl karşılayacaksınız ? İşte orası biraz sisli. Eğer ürün aktif geliştirme gerektiriyorsa, destek yükü büyüdükçe marj daralabilir. Küçük girişimler burada bazen yanlış hesap yapıyor, dürüst olmak gerekirse.
Küçük startup ile kurumsal takım aynı şeyi mi ister?
Bak şimdi, Küçük startup tarafında amaç genelde hızlı doğrulama oluyor: çalışıyor mu, insanlar sevdi mi, ödeme dönüyor mu? Bu iki eklenti de tam o zihniyetle yapılmış hissi veriyor bana. Kurumsalda ise tablo farklıdır; güvenlik onayı gerekir, politika yönetimi gerekir, veri saklama politikası gerekir… hatta bazen sadece lisans dosyasını geçirmek bile üç komite dolaştırır sizi! Daha fazla bilgi için iPhone 18 Pro’da Renk Oyunu: Bordo Sızıntısı Ne Diyor? yazımıza bakabilirsiniz.
“İyi fikir ile iyi ürün arasındaki fark çoğu zaman teknik beceri değil; ürünü kullanan insanın nefes almasını sağlayıp sağlamadığını anlamaktır.”
Krom Web Store Onayı Neden Ayrı Bir Eşik?
Chrome Web Store’a çıkmak dışarıdan kolay görünür ; içeri girdiğinizde ise privacy policy, izin gerekçeleri, ekran görüntüleri, açıklama dili derken ince elekten geçiyorsunuz. Mesela activeTab izninin tabs iznine göre daha savunulabilir olması boşuna değil ; inceleme ekibi ne yaptığınızı anlamak istiyor.
Ben geçen yıl Nisan ayında kendi test eklentilerimden biri için store sürecine bakarken bunu birebir gördüm : küçük görünen permission seçimi bile yayın hızını etkileyebiliyor. En çok şaşırdığım nokta ekran görüntülerinin dönüşümüydü ; düzgün hazırlanınca tıklanma oranında gözle görülür fark olabiliyor.
Bir de şu var : yayınlamak bitiş çizgisi değil. Asıl hikaye indirme sonrası başlıyor. Kullanıcı yorumları, hata raporları, izin şikayetleri… hepsi üst üste geliyor. Bu yüzden sade UX ile net açıklama metni gerçekten hayat kurtarıyor.
Uygulamada Ne Öğreniyoruz?
Bu iki eklentiden benim çıkardığım ders şu : web’de en değerli şey her zaman “daha fazla özellik” olmuyor, bazen doğrudan sürtünmeyi azaltan ufak dokunuşlar kazanıyor. ADHD Web Simplifier dikkat yükünü azaltmaya oynuyor ; TrustLayer ise dijital güven kararını kısaltmaya çalışıyor.
E tabi ikisinin de kusuru var : biri herkese aynı reçeteyi sunamayabilir, diğeri tek sayı üzerinden fazla özgüven verebilir. Ama yine de kötü değiller (söylemesi ayıp), hatta bayağı öğretici örnekler bunlar. Çoğu geliştirici büyük platform hayali kurarken böylesi küçük araçların günlük etki gücünü küçümsüyor ; halbuki pazarda sessizce para eden işler çoğu zaman bunlar.
Ben olsam nereden başlardım?
Eğer yeni başlayacak olsam önce gizlilik politikasını tertemiz yazar, ardından izinleri minimumda tutar, sonra da listeleme sayfasını ciddiye alırım (en azından benim deneyimim böyle). Sonra ölçerim : hangi özellik tıklanıyor, hangisi kullanılmadan kalıyor ? Çünkü açık konuşayım, mağaza listesi kötü olan ürünün iyi kodu pek kimseyi kurtarmıyor.
İlgili Yazılarımızdan Bazıları
Tarayıcı tarafındaki üretkenlik konuları ilgini çekiyorsa, bizim arşivde yer alan AI Ajanları Kurumların Sessiz Güvenlik Kör Noktası yazısı da güzel tamamlayıcı olur; özellikle otomasyonun güvenlik boyutunu merak edenler kaçırmasın.
Daha geniş SaaS bakış açısı istersen bunu da not düşeyim : Ramen.tools Neden Bu Kadar Çekici? SaaS Gösterişinin Yeni Yüzü. Orada da ürün sunumu ile gerçek kullanım değeri arasındaki gerilim oldukça iyi anlatılıyor.
Biraz farklı tarafta dursun dersen teknoloji dünyasının yankıları üzerine yazdığımız Yapay Zeka Her Seyi Biliyorsa Neden Susar? içeriğine de göz atabilirsin; konu doğrudan alakalı olmasa bile insan-makine etkileşimini düşünmek açısından işe yarar.
Sıkça Sorulan Sorular
Böyle Chrome eklentileri herkes için uygun mu?
Pek değil. ADHD odaklı araçlar özellikle dikkat dağıtıcı unsurlardan rahatsız olan kullanıcılar için faydalı olurken,güven skoru veren araçlar daha çok bilinmeyen sitelerde hızlı ön kontrol yapmak isteyenlere hitap ediyor. Herkesin ihtiyacı aynı olmadığı için kullanım senaryosu önemli.
Lifetime fiyat modeli gerçekten mantıklı mı?
Küçük bağımsız geliştiriciler için evet,başlangıçta mantıklı olabilir. Kullanıcı bariyerini düşürür ve deneme isteğini artırır. Ama uzun vadeli bakım masrafını mutlaka hesaba katmak gerekir.
MVP olarak hangisi daha kolay çıkarılır?
Daha basit görünen taraf ADHD Web Simplifier olabilir. Çünkü temel hedef DOM temizliği ve birkaç UI parçasıyla sınırlıdır. TrustLayer ise veri kaynakları,skorlama mantığı ve güvenilir açıklamalar istediği için biraz daha uğraştırır.
Crome MV3 neden önemli??
Bu içerik işinize yaradı mı?
Benzer içerikleri kaçırmamak için beni sosyal medyada takip edin.



