Telefonu sabah açıyorsun. Ekran bir an parlıyor. Işte o tanıdık karmaşa yüzüne çarpıyor — bir yanda gerçekten önemli şeyler, diğer yanda “bunu niye görüyorum ki?” dedirten bildirimler, arada bir de ne olduğunu anlamadan geçip gittiğin onlarca uyarı. Cahyanudien Aziz Saputra’nın Keynotif serisinin ikinci bölümü tam da bu noktaya basıyor. İşin kolay tarafı çoktan geçmiş. Şimdi mesele, bildirimleri azaltmak değil — hangisinin gerçekten değerli olduğunu ayıklamak.
Açık konuşayım: bu problem bana da çok tanıdık geliyor. Geçen ay, 2025 Mart’ta İstanbul’da bir sabah toplantıya yetişmeye çalışırken telefonumda art arda gelen onca uyarının arasında asıl önemli mesajı kaçırmıştım. O an şunu düşündüm: “Sorun bildirim sayısı değil galiba.” Zaten yazının ruhu da tam burada dönüyor. Daha az ses değil, daha net sinyal.
Peki neden?
Bir de şu var. Bu tür projelerde insan önce büyük laflar ediyor, sonra duvara tosluyor. Ben 2023 sonbaharında kendi küçük yan projemde benzer bir filtreleme mantığı denemiştim; başta her şey pürüzsüz görünüyordu. Birkaç gün sonra kullanıcı davranışı devreye girince iş karıştı. Çünkü insanlar kurallara göre yaşamıyor. Mesajlara göre yaşıyor.
Sorun sandığımız kadar basit değil
Vallahi, Keynotif’in ilk bakışta yaptığı şey oldukça sade: gürültüyü azaltmak. Sistem bildirimlerini süzüyor, düşük sinyalli olanları (söylemesi ayıp) kenara itiyor, kullanıcının önemsemediği kaynakları görmezden geliyor. Kağıt üstünde fena değil. Hatta bayağı işe yarıyor gibi duruyor. Ama işin aslı şu ki, mesele sadece “azaltmak” değil.
Kendi deneyimimden konuşuyorum, Çünkü bildirim sayısı düşse bile kafa içindeki tereddüt kalıyor. Ekrana bakıyorsun… yine seçmek zorundasın. Yani uygulama sana biraz nefes aldırıyor ama karar yükünü tamamen almıyor. Ben bunu özellikle kurumsal ekiplerde çok gördüm: Slack azalınca rahatlıyoruz sanıyoruz, sonra mail kutusu patlıyor; maili toparlıyoruz, bu kez WhatsApp grupları devreye giriyor. Gürültü biçim değiştiriyor sadece (ki bu çoğu kişinin gözünden kaçıyor)
Size bir şey söyleyeyim, Burada bence en kritik ayrım şu: “az gürültü” ile “net anlam” aynı şey değil. İnsan beyni kısa yoldan çalışmak istiyor ama hayat pek öyle yürümüyor. Sabah saat 07:10’da gelen bir mesajla akşam 19:40’taki aynı tip mesajın ağırlığı aynı olmuyor mesela — özellikle de o gün seyahatteyseniz. İşte Keynotif’in çözmesi gereken yer burası.
“Daha az bildirim görmek güzel; ama gerçekten önemli olanı tek bakışta anlamak bambaşka bir oyun.”
Şimdilik elde ne var?
Cahyanudien’in anlattığı kadarıyla proje AI ile başlamamış; önce kontrol fikri kurulmuş. Bence doğru yaklaşım da bu zaten. Zemini sağlamlaştırmadan makine öğrenmesiyle parlatmaya kalkarsan ortaya gösterişli. Kırılgan bir şey çıkıyor — biraz vitrin gibi oluyor, içerik boş kalabiliyor.
Dürüst olmak gerekirse, Mevcut yapıda temel arayüz varmış, yerel veritabanı varmış ve uygulama akışı da onboarding’den sabah ekranına, oradan tüm bildirimlere ve ayarlara uzanıyormuş. Yani sistemin omurgası hazır ama henüz kaslar yeni yeni oluşuyor diyelim. Bu bana geçen sene test ettiğim bir Android prototipini hatırlattı; UI düzgün görünüyordu. Veri modeli oturmadığı için her ek özellik yamalı bohçaya dönmüştü. Aynen öyle. Bu konuyla ilgili Python ile Durum Takibi: Web Scraping’in Pratik Hali yazımıza da göz atmanızı tavsiye ederim.
Küçük startup için başka, enterprise için başka
Açık konuşayım, Küçük bir startup bu tip üründe hızla deney yapabiliyor. Birkaç kullanıcıdan geri dönüş alır, modeli hızlıca döngüla geliştirir. Ama enterprise seviyede işler çabuk büyüyor ve hata toleransı düşüyor. Bir yanlış önceliklendirme kararı sadece can sıkmaz (ki bu çoğu kişinin gözünden kaçıyor). Bu ne anlama geliyor? güveni de zedeler.
Bakın, burayı atlarsanız yazının kalanı anlamsız kalır.
Şimdi, dürüst olmak gerekirse, Mesela küçük ekipte biri “bu bildirim önemliymiş” der geçer; kurumsalda ise o yanlış sınıflandırma destek talebi açtırır, yöneticiyi rahatsız eder ve ürünün algısını bozar. Yani ölçek büyüdükçe sorun teknik olmaktan çıkıp operasyonel hale geliyor. Bu çok önemli bir fark aslında. Çok.
Neden AI ile başlamamış olması iyi haber?
Bana sorarsanız burada güzel bir sezgi var. Her problemi yapay zekâyla çözmeye çalışmak bazen dümdüz duvara koşmak gibi oluyor — hani kapı var ama sen pencereyi kırmaya uğraşıyorsun ya… Keynotif’in önce kural tabanlı ve sade ilerlemesi daha mantıklı duruyor bana göre. Daha fazla bilgi için Conflux: AI Kodlamada Spec Önce, Kaos Sonra yazımıza bakabilirsiniz.
Cahyanudien’in de söylediği gibi şu an sistem karar vermiyor; sadece karmaşayı buduyor. Sistem bildirimi engelliyor mu? Evet. DND aktifse tamamen susuyor mu? Tamamdır. Bu kadar sade yapıların avantajı büyük: neyin çalıştığını ölçmek çok kolay oluyor. Karmaşık bir modelde neyin neden işe yaradığını anlamak başlı başına bir iş haline geliyor, bunu da atlamamak lazım. TCS’nin Q4 Sürprizi: AI Korkusu Şimdilik Abartı mı? yazımızda bu konuya da değinmiştik.
| Yaklaşım | Artısı | Eksiği |
|---|---|---|
| Kural tabanlı filtre | Öngörülebilir, hızlı ve anlaşılır | Karmaşık insan davranışını kaçırabilir |
| AI destekli karar katmanı | Daha esnek ve bağlama duyarlı olabilir | Tutarsızlık riski yüksek olabilir |
| Hibrit model | Denge kurma şansı verir | Tasarımı daha zor olur |
Zor kısım nerede başlıyor?
Zor kısım şu cümlede saklı aslında: “Önemli olanı bul.” Basit görünüyor. Hiç öyle değil. Çünkü önem dediğin şey sabit bir etiket değil — bağlama göre sürekli şekil değiştiriyor. Kimden geldiğine bakıyorsun, hangi saatte geldiğine bakıyorsun, o gün ne beklediğine bakıyorsun… yani olay resmen hareketli hedefe ateş etmek gibi. Ve hareketli hedefi vurmak, nasıl desem, çok daha yorucu. PySpark’ta Join Seçimi: Hız, Maliyet, Tuzaklar yazımızda da bu konuya değinmiştik. Ajinomoto’da ABF Savaşı: Fiyat Baskısı Neyi Değiştirir? yazımızda da bu konuya değinmiştik.
Benim sahada gördüğüm kadarıyla kullanıcılar çoğu zaman içerikten çok zamanlamaya tepki veriyor. On beş dakika önce gelen bir uyarıyla gece yarısı gelen aynı metin aynı hissi vermiyor mesela. Bu yüzden sistem yalnızca metni okumamalı, zamanı da “koklamalı” — biraz tuhaf bir ifade oldu, biliyorum, ama anlatmaya çalıştığım tam olarak bu işte.
Anonimleştirme neden kritik?
Sistemin sonraki adımlarından biri cihaz üstünde anonimleştirme olacakmış gibi duruyor ki bu bence doğru hamlelerden biri. Önce kimlikten arındırıp sonra örüntü çıkarmak hem gizlilik hem de model eğitimi açısından mantıklı. Çünkü ham mesajı doğrudan göndermek yerine “birisi + alışılmadık saat + doğrudan istek” gibi soyut sinyallere çevirmek daha temiz bir yol sunuyor — hem kullanıcı rahatlar hem de veri işleme süreci çok daha yönetilebilir bir hal alıyor.
{
"message_type": "direct_request",
"sender_relation": "important_contact",
"time_pattern": "unusual_hour",
"urgency_signal": true
}
Peki ya güven?
Burası işin kırılma noktası. Eğer sistem ara sıra yanlış alarm verirse kullanıcı hemen eski alışkanlığına döner (bu beni çok şaşırttı). Hepsini tek tek kontrol etmeye başlar. Ve oyun biter. Bunun sebebi teknoloji eksikliği olmayabilir — bazen güven eşiği sandığımızdan çok daha aşağıdadır. Birkaç hata yeterli. E peki, sonuç ne oldu? Maalesef.
Editör masasında bu yazıyı okurken aklıma Şubat 2024’te Ankara’daki ofiste test ettiğimiz küçük bir otomasyon geldi. Orada da amaç işleri hızlandırmaktı ama ilk sürüm fazla atak davranınca ekip sistemi kapatmıştı. Çünkü doğruluk yüzde doksanın üstünde olsa bile yanlış zamanda yapılan tek hata, herkesin gözünde sistemi değersiz kılıyordu. Aynen burada olduğu gibi.
Kullanıcıya vaat edilen şey aslında sessizlik değil
Bence Keynotif’in peşinde olduğu şey sessizlik falan değil. Sessizliğin içinden çıkan netlik duygusu. Bir sabah telefonu açıp tek bakışta “tamam, bunu biliyorum” demek istiyorsun. İşte o his çok kıymetli — çünkü modern telefon kullanımında en pahalı şey pil ömrü değil, dikkat parçalanmasıdır. E tabi herkes bunu böyle söylemez ama yaşadığı tam olarak budur (ben de ilk duyduğumda şaşırmıştım)
Cahyanudien’in yazısındaki en dürüst taraflardan biri de bu beklentiyi abartmaması. Bize mucize satmıyor, “akıllı asistanım tüm sorunlarını çözdüm” demiyor. Aksine henüz çözülmemiş boşluğu gösteriyor. Ve dürüst olayım, ben böyle ilerleyen projelere daha çok saygı duyuyorum — (ki bu çoğu kişinin gözünden kaçıyor). Hayal kırıklığını saklamayan ürünler genelde daha sağlam çıkar.
- Kazanılan şey: daha az zihinsel yük — bunu es geçmeyin
- Kayıt dışı risk: yanlış pozitifler yüzünden güven kaybı
- Zor gerçek: önem kavramının kişiden kişiye değişmesi
- İyi haber: temel mimari sade kurulduğunda iterasyon kolaylaşıyor
Neyi iyi yaparsa gerçekten fark yaratır?
Bu içerik işinize yaradı mı?
Benzer içerikleri kaçırmamak için beni sosyal medyada takip edin.



