Bakın şimdi, teknoloji haberlerinde bazen öyle paketler çıkıyor ki ilk bakışta “bunlar aynı masada nasıl buluşmuş?” diyorsunuz. Chrome için dikey sekmeler. Nintendo Wii üzerinde çalışan Mac OS 10 denemesi (inanın bana). Elde taşınan CyberDeck Pi. Kağıt üstünde alakasız duruyor — ama işin aslı şu ki hepsi aynı noktaya dokunuyor: donanımı ve yazılımı alışılmış kalıpların dışına itmek, mevcut sınırları bir kenara bırakıp “ya şöyle denersek?” diye sormak, ve bunu yaparken çoğu zaman hiçbir pratik gerekçe olmaksızın sadece merakla hareket etmek.
Geçen ay İstanbul’da kendi masaüstü düzenimi toparlamaya çalışırken tam da bu hissi yaşadım. Ekranda yirmi küsur sekme açık, sağda notlar, solda terminal… Düz sekmeler bir noktadan sonra gerçekten yetmiyor. İşte böyle anlarda dikey sekmeler fikri bir “kozmetik detay” değil, bildiğiniz nefes alanı gibi geliyor.
Bu haftaki Lilbits tarzı karışık menüde de benzer bir ruh var. Küçük görünen ama merak uyandıran üç ayrı fikir. Biri tarayıcı alışkanlıklarını zorluyor, biri nostaljiyi ters köşe yapıyor, biri de cep telefonlarının hüküm sürdüğü çağda hâlâ avuç içine sığmayan bilgisayar hayalini diri tutuyor.
Kısa bir not düşeyim buraya.
Dikey Sekmeler Neden Birden Popülerleşti?
Bak şimdi, Chrome tarafındaki dikey sekme meselesi yeni değil aslında. Bazı kullanıcılar yıllardır eklentilerle bunu yapıyordu zaten. Neden önemli bu? Ama mesele sadece “sekmeleri yan tarafa taşıyalım” kadar basit değil — geniş ekran kullanan herkes bilir, üst üste dizilen sekmeler belli bir sayıdan sonra okunmaz oluyor, başlıklar kısalıyor, simgeler birbirine giriyor, ve insan resmen dedektif gibi davranmaya başlıyor hangi sekmenin ne olduğunu anlamak için.
Ben bunu ilk kez 2023’te Kadıköy’deki küçük ofisimizde test etmiştim. 27 inç monitörde bile yatay sekme çubuğu hızla şişiyordu. Dikey yerleşime geçince sayfa adlarını daha rahat gördüm. Hele bir de araştırma yaparken ya da haber doğrularken baya işe yaradı. Tabii her şey güllük gülistanlık değil — fareyle üst kenara gidip aç-kapa yapmak bazen hantal hissettiriyor. Şimdi, gerçekten.
Şöyle söyleyeyim, Aslında şunu söylemek istiyorum: dikey sekmeler “daha modern” göründüğü için iyi değil, bilgi yoğunluğunu daha temiz taşıdığı için iyi. Ekran alanını dar uzun bir raf gibi kullanıyorsunuz; klasörleri yukarıdan aşağı sıralamak yerine yana diziyorsunuz. Küçük laptop’larda ise etkisi biraz değişiyor, çünkü o zaman yatay boşluk yerine dikey boşluk daha değerli hale geliyor — hani tam tersi bir denklem çıkıyor ortaya.
Bir dakika — bununla bitmedi.
Kime yarar, kime yaramaz?
Küçük bir startup ekibinde çalışan biriyseniz — hele ürün yöneticisi, editör ya da geliştiriciyseniz — bu özellik gün içinde minik ama gerçek bir rahatlama sağlar. Çünkü aradığınız şey çoğu zaman “daha fazla güç” değil… daha az karmaşa olur. Tam da bu.
Kurumsal tarafta ise tablo biraz farklıdır. Büyük ekipler genelde standart kullanım ister; destek yükü doğmasın diye tasarım kararları konservatif tutulur, yani vertical tabs gibi özelliklerin yaygınlaşması için yalnızca güzel görünmesi yetmez — eğitim gerektirmeden oturması, kullanıcının kafasında soru işareti bırakmaması,. Mevcut iş akışına sürtünmesiz girmesi gerekir.
| Kullanım Senaryosu | Dikey Sekmenin Artısı | Zayıf Noktası |
|---|---|---|
| Araştırma/okuma | Sekme başlıkları görünür kalır | Bazen daha fazla kaydırma gerekir |
| Tasarım/çoklu pencere | Ekranı düzenler | Klavye alışkanlığı değişir |
| Laptop kullanımı | Daha temiz görünüm verir | Dikine alan azalabilir |
| Teknoloji haberciliği | Sık kaynak takibi kolaylaşır | Aşırı özelleştirme riski vardır |
Wii’ye Mac OS X Kurmak: Gereksiz mi? Evet! Güzel mi? Değil mi?
Şahsen, Nintendo Wii üzerine Mac OS 10 çalıştırma fikri ilk duyulduğunda insanın yüzünde önce hafif bir gülümseme oluşuyor. Sonra ikinci aşama geliyor. “Bunu neden yaptılar?” Açık konuşayım — pratik faydasından çok hack kültürünün tadı var burada, ve bu gayet iyi bir şey bence. Daha fazla bilgi için SanDisk 2 TB SD Kart: Fiyatı Uçtu, Peki Kim Alır? yazımıza bakabilirsiniz.
Böyle projeleri seviyorum çünkü sınır test ediyorlar. Bir cihazın üretici tarafından çizilmiş kaderini alıp kenara koyuyorsunuz ve diyorsunuz ki: hadi bakalım, sen bundan fazlasısın mı? Benzer heyecanı yıllar önce eski netbook’lara Linux kurarken yaşamıştım — cihaz can çekişiyordu belki ama elimizde kalan özgürlük hissi, hmm, fena değildi hiç.
Yine de dürüst olayım. Bu tip portların — en azından ben öyle düşünüyorum — çoğu günlük kullanım ürünü olmaktan çok demo niteliğinde kalıyor. Çalıştırmak başka şeydir, kullanılabilir hale getirmek başka şeydir. Arada ciddi fark var. Wii’nin sınırlı donanımı düşünülünce de performans beklentisini düşük tutmak şart.
Eski konsollara işletim sistemi taşımak çoğu zaman verimlilik işi değildir; merakla yapılır, öğrenmeyle büyür ve bazen de sırf “olabiliyormuş” demek içindir.
Nostajinin teknik tarafı var mı?
E tabi var. Mesela Wii dönemini hatırlayınca aklıma hemen salonun ortasında duran televizyon ve uzaktan kumanda gelmiyor sadece — aynı zamanda o dönemin donanımlarının ne kadar yaratıcı şekilde kullanılabildiği geliyor, ve bugün cebimizdeki telefonlar birkaç kat güçlü olsa da evde duran eski konsolun yeniden hayat bulması bambaşka bir tat bırakıyor üstünüzde.
Şahsen, Ayrıca böyle projeler genç geliştiriciler için mini laboratuvar görevi görüyor. Sistem mimarisi görmek istiyorsanız teoriden çok — en azından ben öyle düşünüyorum — uygulama öğretir bunlar size. Yani kitapta okuduğunuz ARM desteği veya önyükleme zinciri gerçek cihazda karşınıza çıkınca konu hafif sertleşiyor… Nasıl desem, elle tutulur hale geliyor her şey.
Bakın, burayı atlarsanız yazının kalanı anlamsız kalır.
CyberDeck Pi Neyi Temsil Ediyor?
Lafı gevelemeden söyleyeyim: CyberDeck Pi bana hep geleceğin terk edilmiş hangarında unutulmuş bir bilgisayar fikrini hatırlatıyor. Biraz kaba saba. Ama tam da bu yüzden çekici — kapaklı kasa, pil paketi, kablolar, yükseltilmiş klavye hissi, bunların hepsi birlikte çalışınca ortaya “şu an moda olan incecik cihazlardan farklı bir karakter” çıkıyor. Insan farkında olmadan ona bir isim takmak istiyor.
CyberDeck Pi’nin cazibesi Raspberry Pi tabanlı olmasıyla iyice artıyor. Geniş GNU/Linux yazılım dünyasına açılan kapıyı cebinizde taşımaya yakınsınız — tabii cebiniz genişse. Baya hacimli bu iş, hani neredeyse elde taşınır masaüstü gibi. Bir arkadaşım geçen sene Ankara’daki maker etkinliğinde buna benzer iki proje gösterdi; biri tamamlanmıştı, biri hâlâ kablo ormanına dönmüştü. Aynı his burada da geçerli: büyüsü var ama cilası yoksa insan çabuk yorulur.
- Kullanıcının dikkat ettiği nokta çoğu zaman ham güç değil, seyyarlık ile özgürlüğün dengesi oluyor; (bu kritik)
- Cihaz büyük olsa bile doğru ergonomi varsa keyif veriyor;
- Ama pil süresi, kasa ağırlığı ve soğutma işleri yüzünden hayal kırıklığı yaşatması da mümkün;
- Kısacası cyberdeck dünyası biraz mühendislik, biraz cosplay, biraz da sabır işi.
Peki kim almalı kim uzak durmalı?
Bir DIY meraklısıysanız bu tür sistemler sizin oyun alanınız. Tamir etmekten, keyifle kablo sökmekten, yeni kart denemekten hoşlanıyorsanız. Mesele bilgisayar kullanmak değil, onunla uğraşmak oluyor. Sevmediğiniz günlerdeyse tam tersi — küçük bir vida bile sinir bozucu gelebilir. Gerçekten.
Kurumsal dünyada bunun karşılığı yok mu? Var aslında. Prototipleme lab’larında, enstrümantasyon ekiplerinde ya da saha testlerinde benzer form faktörleri işe yarayabiliyor — fakat son kullanıcıya inince, daha hafif, daha dayanıklı, daha sade çözümler açık ara öne çıkar. Yani kağıt üstünde süper olan her fikir günlük hayatta parlamaz (buna dikkat edin). Maalesef. Ugreen’in Yeni 3 Portlu GaN Şarjı: Küçük Gövde, Büyük İş yazımızda bu konuya da değinmiştik.
Tekerlek Tekrar İcat Ediliyor mu?
İşte en ilginç soru burada. Neden insanlar mevcut sistemlerle yetinmek yerine onları yamalamayı veya büsbütün tuhaf biçimde yeniden tasarlamayı seviyor? Cevap basit aslında: yazılım kadar kültür de önem taşıyor, ve Chrome’a dikey sekme eklemek üretkenliği hedeflerken Wii’ye Mac OS X kurmak sınırı zorluyor, CyberDeck Pi ise fiziksel bilgisayar kavramını romantikleştiriyor — hepsi ayrı dilden konuşuyor ama ortak noktaları aynı — itiraf edeyim, beklentimin üstündeydi — Daha fazla bilgi için Galaxy S25 Ultra’ya Gelen Ocean Mode: İşte Detaylar yazımıza bakabilirsiniz.
“Mevcut haliyle idare etmiyorum.” Bu cümle (ben de ilk duyduğumda şaşırmıştım). Teknoloji tarihinin en canlı motorlarından biri. Bana göre yenilik dediğimiz şey çoğu zaman devrimsel sıçrama değil, sinir bozucu küçük sürtünmeleri azaltan minik hareketlerden oluşur — bir özelliği dört kere tıklamak yerine iki kere tıklarsınız, yoruldunuz mu? İşte tam orada kazanırsınız.
Ama şöyle de bakıyorum: gösterişli deneylerin yanında stabiliteyi unutursak iş sarpa sarar. Kağıt üzerinde eğlenceli olan sistem, internet kesilince ya da pil bitince pek matah olmayabilir. Bu yüzden hem geliştiricilerin hem kullanıcıların duygusal bağını koruyup pratik sınırı kaçırmaması lazım — ince çizgi. Önemli çizgi. Pixel Boyutunda Kandırmaca: SVG İçine Saklanan Hırsızlık yazımızda da bu konuya değinmiştik. SonarQube mu PMD mi? Java Kodunu Kurtaran Seçim yazımızda da bu konuya değinmiştik.
// Kendi kendime not:
if (kullanicIhtiyaci === "duzen") {
useVerticalTabs();
} else if (merak === true) {
tryCyberDeckPi();
} else {
leaveWiiAlone();
}
Bende Bıraktığı İzlenim Ne Oldu?
Editör masasında bu haberi görünce önce sıradan bir kısa haber sandım, açıkyüreklilikle söylüyorum. Sonra detaylara indikçe konu dağıldı, güzelleşti ve biraz tuhaflaştı — hani bazı hikâyeler vardır ya, bittiğinde elinizde net cevap kalmaz ama zihniniz meşgul olur, bu yazının yaptığı tam olarak buydu.
İşin garibi, Hele bir de CyberDeck Pi tarafında umut verici olan nokta şu: rüzgâr arkadan eserse Raspberry Pi ekosistemi hâlâ inanılmaz yaratıcı işler çıkarabiliyor. Mac OS X on Wii kısmındaysa asıl kıymet sonuçtan çok süreçte — Amerikan usulü “neden olmasın?” tavrı ile Japon donanımı arasında beklenmedik bir bağ kuruluyor. Düşününce güzel fikir, ciddi.
Şahsi kanaatim? Dikey sekmeler gündelik kullanıcının gerçekten işine yarayacak türden. DIY cyberdeck niş ama enerjik. Wii port’u ise saf merak ürünü — başka bir şey değil. Güzel üçlü. Aynı haberde toplanmaları biraz rastlantısal dursa da teknoloji dünyasının keyfi. Biraz buradan geliyor: bir köşede düzen, farklı köşede delilik, var aralarında incecik çizgi…
Sıkça Sorulan Sorular
Dikey sekmeler Chrome’da gerçekten işe yarıyor mu?
Evet,kullanıcı alışkanlığınıza bağlı olarak bayağı işe yarayabiliyor.Cözellikle çok sayıda sekmeyle çalışan kişiler başlıkları daha rahat görüyor.Az sekmeyle gezenler içinse etkisi sınırlı kalabilir.
Wii üzerine Mac OS X kurmak günlük kullanım için mantıklı mı?
Hayır,günlük kullanım için mantıklı sayılmaz.Bu tür projeler daha çok deney,mizah ve teknik meydan okuma amacı taşıyor.Performans ve uyumluluk tarafında doğal sınırlamalar var.
CyberDeck Pi nedir?
CyberDeck Pi,Raspberry Pi temelli,hantal sayılabilecek ama elde taşınabilen DIY bilgisayar projesidir.Genelde retro-fütüristik görünümüyle dikkat çeker.Uzun pil ömründen ziyade modlama özgürlüğü sunar.
Bu projeler başlangıç seviyesindeki kullanıcıya uygun mu?
Dikey sekmeler evet,Wii hack’i hayır,CyberDeck Pi ise ancak teknik merakı yüksek kullanıcıya uygun.Yani hepsinin hedef kitlesi aynı değil.En güvenli giriş noktası tarayıcı özelleştirmesi olur.
Kaynaklar ve İleri Okuma
Chrome for Developers belgeleri
Raspberry Pi resmi dokümantasyonu
Bu içerik işinize yaradı mı?
Benzer içerikleri kaçırmamak için beni sosyal medyada takip edin.



